Keşif

Ağustos Böceği

Onur‘un blogunda rastladım bu yazıya

Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl.
12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanin ömru adında yazılıdır: Ağustos.
Yani topu topu bir ay…
Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir.
Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir.
Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay…
Buldun, buldun… Bulamadın, bir daha yok.
Siz olsanız çalışır mıydınız?

Aslında final döneminde böyle yazılar okumamak lazım =) Okuldaki son dönemim. Bir sonraki dönem de Senior Project dersim var, okul bitmiş değil ama başka dersim yok. Kaldı ki Senior’un dersi de yok, sadece grup toplantıları var. Yani benim için okul defteri kapanmak üzere gibi birşey. Kalan son dönemimi de deliler gibi çalışarak geçirdim, üstüne kalan vaktimde asistanlıktı, Selim hoca’nın projesiydi filandı falandı başvurulardı harcadım gitti. Bazen düşünüyorum da, ileride dönüp baktığım zaman “değer miydi” demeye korkuyorum. Yan gelip yatamıyorum işte. Yarın hoca quiz yaparsa yapsın gitmeyivereyim, ya da attendance’ın yüzdesi kaç sanki deyip de sallayamıyorum ben.

İneklik benim kanımda var =)

Taa lisedeyken demiştim bunu, herkes inek olamaz diye. Çünkü çok sevdiğin o diziyi izlememek, birkaç hafta ertelemek fedakarlık ister. Arkadaşların 2. sınıfta yılbaşında dışarı çıkarken senin evde Digital çalışman, oturup konsantre olabilmen birşeyler gerektirir. Sonunda digital’den A almanın hazzını yaşarsın ama kayıp olan bişeyler de olur mutlaka. Ya da mayfest’te CORG projesi yaparsın, çıktığın tek akşam da sarhoş arkadaşlarınla ilgilenirsin (Aylin’e buradan sevgilerimle…:D Sağlık Merkezi – Semi-Koma – Gece 1 suları). Hayır, sitem etmiyorum. Aksine böyle olduğum için mutluyum. Beni böyle sevdikleri için de mutluyum. Ama 4 sene biterken geriye baktığımda daha çok şey görmek ister miydim diye soruyorum bazen kendime. O zaman da transkriptime bakıp hayıflanmak, keşke azcık daha kassaydım da Illinois’e başvurabilseydim dememek zorunda kalacaktım. Ama sanırsam bu ikilemin sonucu benim için her zaman belli.

Toprağın altında 12 yıl değil 120 yıl da kalsam karıncayım ben.

Gitmek istiyor muyum? Onu da bilmiyorum.

Bağlamamı da kırdım dün… Çarşamba finallerim başlıyor.

Depresif hallere girdim bana çok yaklaşmayın bu ara =)

1 yorum:

devrim dedi ki…

Ne güzel demişsin ya! Mutlu hissettim kendimi 🙂
Sanırım benim için de Illinois’e başvurmak o kadar önemli değil, o yüzden böyleyim. Her ne kadar hayıflansam da pişman olmuyorum aslında.. Evet, bölümümden memnunum, yaptığım şeyleri de seviyorum. Ama tembellik de kanımda var 🙂 [her konu da olmasa da; 10 dakikada karar verip 1 saat içinde uçağa atlayabilir, 3saatte ülke değiştirebilirim mesela] Gülümsettin Saygıno 🙂

06 Ocak 2010 16:14

Categories: Keşif

Leave a Reply