Seyir Defteri

Bel Fıtığı – Doktor Araştırmaları ve Ameliyat

Geçen sefer kapanışı Cem Yılmaz ile yapmıştım. Bu sefer açılışı yine Cem Yılmaz ile yapmak istiyorum 🙂 Arkadaş bu nasıl bir hastalıksa herkesin kaynında halasında teyzesinde dayısında kendisinde varmış. İnanın bel fıtığ ile ilgili söyleyecek bir şeyi olmayan insan yok. Herkesin söyleyeceği bir çift laf varmış bu konuda =) Önce videomuzu tekrar izliyoruz ardından gelişmelerle devam edeceğiz…

Bu yazıyı şu anda size ülkemizin güzide hastanelerinden biri olan Medicana’dan yazıyorum. Birazdan beni ameliyat edecek olan doktoru beklemekteyim… Beklerken de bir iki tıklayayım, kaldığımız yerden devam edeyim dedim.

En son teşhiste kalmıştık. Sonrası çok karman çorman bir dönem, çok acılı bir arayış oldu. Ben herkeslerden doktor tavsiyesi alırken Cansucuk bana bir doktor ismi önerdi, Yusuf Şükrü Çağlar. Bu adam kimmiş neyin nesiymiş diye bakarken babam bir baktı ekrana, bakmasıyla ‘Aaa bu bizim İsmet Amca’nın oğlu’ demesi bir oldu. Sonra sorduk soruşturdukö bizim köylü meşhur bir doktor varmış, adı İsmet Çağlar. Benim henüz tanıma fırsatım olmadı fakat babamın anlattıklarını dinledim. Amcamız köye, Yüreğil Köyü’ne geldiği zaman köyde anons yapılırmış. Hapşıran da, bacağı ağrıyan da, burnu akan da İsmet Amca’ya gelir tedavi olurmuş =) İki oğlu da kendisi gibi doktor olmuşlar. İşte Şükrü Çağlar da beyin cerrahı olmuş. Muayenehanesini aradım, randevu aldım hemen, kendimi tanıtan da bir mail attım. Köylümüze muayene olmak üzere beklemeye başladım.

İsmet Çağlar ile Dedem teyze çocukları oluyormuş meğerse…

Bu arada dıdısının dıdısından bin tane doktor ismi oldu elimde. Her geçmiş olsun diyen bir doktor önerdi. Elimde en son 17 tane süper olduğu iddia edilen, yukarıdaki videodaki gibi ‘koşarak çıktı’ yöntemiyle hastaları tedavi ettiği öne sürülen beyin cerrahı vardı. Cansu’ya buradan teşekkürlerimi iletiyorum beni büyük bir yükten kurtararak köylümle buluşturmuş oldu 🙂 Çünkü her doktora güvenmek mümkün değil, her doktor da 200-300 lira kadar muayene ücreti alıyor. Bir de bizim bi akrabamızı daha ameliyat etmiş. Kadın felçli gitmiş – koşarak değilse de – 70 yaşında bir insan yürüyerek ağrısız çıkmış.

Salı günü gittim Tunalı’daki muayenehane’ye. Park yeri bulması zor oldu, fakat o gün gerçekten belim bacağım müthiş ağrıdı. İnleye inleye çıktıktan sonra 1 saat kadar bekledim orada. Zaten köylüsü olduğumdan araya aldılar beni sesimi çıkarmadım 🙂 Bir de tam sıram gelmişken sekreter hanım yaşlı birini öne alabilir miyiz diye sorunca elbette ededim. 1.5 saat kadar sonra nihayet doktorun odasına girebildim.

Doktor sordu:

-Neyin var bakalım ?
-Valla neyim olduğunu siz söyleyeceksiniz =)

Hakikaten söyledi de. Yukarıda bahsettiğim 200-300 liralar bu kadar net açık ifadelere az gelir sanırım. Kendisi bir omurilik modeli yaptırmış, onun üzerinde benim durumumun ne olduğunu açık açık anlattı.

Bel fıtığı nedir diyenler için özet bir bilgi geçelim: Omurlardaki diskler arasında hareketi sağlayan, darbeleri yumuşatan, bir kesenin içinde jel düşünün. Zaman zaman darbelerle, ani hareketlerle, ağır kaldırmalarla bu kese yırtılabiliyor. İki disk arasındaki jel de dışarı taşıyor.

Şansa bakın ki tam taştığı kısımda da kablo yığını gibi geçen bir tomar sinir var. Bu jel zamanla katılaşarak sinirlere baskı yapmaya başlıyor, bu da bel fıtığı demek…

Doktorların ilk sorduğu şey ayakta uyuşma, idrar kaçırma, parmaklarda güç kaybı gibi şeyler olup olmadığı. Eğer varsa durum çok tehlikeli, direk ameliyat deme ihtimalleri çok yüksek. Bende sol ayağımda hafif uyuşma mevcut, diğer belirtiler yok. Ama ağrı yürümemi çok zorlaştırıyor. Son bir aydır topallar gibi yürüyorum sürekli. İki gün yatarsam ağrım kalmıyor, ama yarım saat hareket edip yürüyeyim ya da yarım gün oturayım, çok kötü oluyor belim.

Acil ameliyatlık durumum yokmuş, fakat ameliyat olmadan düzelmez bu dedi doktor. Çünkü kanala kadar sızmış fıtık, fizik tedavi ile düzelmesi mümkün değil. Başka yöntemler de işe yaramaz. Bir de gençsin senin yaşında ameliyat olmak çok daha avantajlı çok daha çabuk toparlarsın dedi. İyi biz bir düşünelim diyerek çıktık.

İzleyen hafta boyunca 4 doktorla daha konuştum. Önce beni ilk muayene eden fizik tedavi doktoruna gittim. O doktor da fizik tedaviyle düzelmez seninki çok büyük bir fıtık olmuş dedi. Ama ağrılarını azaltırız bir deneyelim dedi. Zaten etrafımdaki herkes biraz pimpirikli olduğu için ben de bir cycle fizik tedavi denemeye karar verdim.

-Aman ha beyin cerrahları hemen ameliyat etmeye kalkar sakın kabul etme
-Benim kaynıma da ameliyat dediler 30 senedir böyle devam etti sakın olma
-Ameliyata gerek yok, fizik tedavi ol sen.
-Karşı komşumuz Nezahat Hanım bir hafta alabalık koyzu valla iyileşti.
-Ayşe Hanım Kosmodisk kullanmış iyileşmiş, yeminlen.

Yukarıda yazdıklarım uydurma değildir, bizzat yaşanmış duyulmuştur haberiniz olsun. Ha, kosmodisk aldım bu arada, dandik bir plastik parçasına 150 lira para verdim 😀 İşe yaramadı değil, 3-4 gün taktıktan sonra otururken rahatlattı diyebilirim. Ama psikolojik de olabilir elbet bilemiyorum.

Fizik tedaviye başlamaya karar vermiştim vermesine ama elimde daha 17 doktor vardı. Hem eşdosta ayıp olmasın, hem de aman birkaç doktora görün diyenlere uyarak birkaç doktora daha görünmeye karar verdim.

Bir beyin cerrahına daha gittim, o da ameliyat olman lazım başka çaresi yok bunun. Fizik tedavi ile 1 ay sonra, 3 ay sonra en ufak bir harekette tekrar ortaya çıkar dedi.

Birgün işyerinde Fatih bir doktordan bahsetti. Adam beyin cerrahı imiş, ameliyatı son çare olarak görüyormuş vs. İyi bakalım dedim Hakan Yakupoğlu’ndan randevu aldım. Bu adamın yöntemi de değişik, sırttan açık ameliyat yerine yandan karından giriyor, çubuğumsu bir şeylerle fıtığı çekip alıyor. Randevu aldım, üzerinden 5 dk geçmeden Cansu’dan bir mesaj daha geldi. Hakan Yakupoğlu’ndan bashediyo =) Cansu’daki bu 9. hisse güvenerek bu doktora da gittim =)

Cansucuk’a buradan ikinci kez teşekkürlerimizi sunuyoruz =) Tabi Fatih’e de.

Hakan Bey de benim muayene etti, fakat fıtığım çok büyükmüş, ben bunu bu yöntemle alamam dedi. Fıtığım çok büyümüş. O da mikrocerrahi önerdi, Yusuf Şükrü Çağlar’ın da bu konuda en iyilerden biri olduğunu söyledi. Eh benim aklıma ameliyat fikri yattı.

Lazer tedavisi varmış biraz da onu araştırdım. Bu yöntemle de bir çubukla sızan jel bölgesine giriyorlar, ısıtarak, bir nevi ‘yakarak’ oradaki fıtığı küçültüyorlar. Ama fıtık kanala sızmışsa bu yöntem faydalı olmaktan çok tehlikeli konuma geliyor çünkü sinirlere zarar vermesi, sinirin yapışması gibi durumlar söz konusu olabilir.

Böylece tek yöntem ameliyat diyerek ben de aradım randevu aldım. Şu anda hastanede, ama gördüğüm en güzel hastanede doktoru bekliyorum. Belki de ilk defa özel hastaneye geldiğimdendir =) Karşımda LCD ekran televizyonum, son derece temiz nezih odam, saygılı ve sonnnn derece kibar görevlilerle karşılaşınca buraya taşınmaya karar verdim =)

Eh birazcıcıcık masraflı oldu ama Türkiye’de her iş – benim MR çekilmem, muayenede araya kaymamam vs. – torpilli yürüdüğünden buraya yatışımda da azcık tanıdık indirimi oldu diyebilirim…

Bakalım ameliyat sırası ve sonrasında neler olacak…

Categories: Seyir Defteri

Leave a Reply