Seyir Defteri

Gözlerin Neden Kırmızı? 

Üzerinden üç saat geçmiş. Tabii bazı şeyleri unutuyor insan. Ya da kafası meşgul oluyor diyelim. Gözlerinizin hala kızarık olabileceğini mesela. Unutuyorsunuz.

Eve geldiğinizde, odanıza kaçmayı planlarken birdenbire bir ev dolusu misafirle buluyorsunuz kendinizi. Hayat biz plan yaparken olup bitenlerdir çünkü. Hayat, biz odamıza çekilip gözümüzün kılcal damarlarındaki kırmızının tonunu arttırmak isterken eve gelen misafirlerdir. Hepsi de akraba. 10 kadar misafirin içinde anneniz birden “Saygın senin gözlerin neden kızarmış?” diyor mesela.

O anda dünyanın en zor sorusu. Çalışmadığım yerden gelmiş. Sessizlik var bir de koca terasta. Bütün dünya durmuş, arabalar geçmeyi bırakmış. İstanbul yolu tarafından tır sesleri geliyor. Uzaktan. Bütün herkes bana bakıyor. Ağladığım bariz mi bu kadar? Sessizlik uzuyor o anda. Hepimizin içinde bir tiyatrocu var, hemen sahneyi o devralıyor. Alıyor almasına, sahteliği sahte para kadar gerçek bir gülümseme; ama sufle veren yok ki. Cevap veremiyorum.

Milyonlarca cevap var. Bilgisayara çok bakmışım mesela o gün. Bilgisayar mühendisiyim ben. Normal değil mi? Gelmiyor ki aklıma. Kafama tüküreyim.

Hala İstanbul’un yol yorgunluğu var misal. Haftasonumu İstanbul’da geçirdim. Hala tam kendime gelememişim mesela?. Bu da bir alternatif cevap. Aklıma geliyor ama bugün günlerden Salı. Saçma olmaz mı? Sessizlik uzuyor. Sessizlik uzayınca herhangi bir hayvan sessizliği bozmaz. İnsanoğlu genetik olarak uzayan sessizlikleri bozmaya kodlanmıştır. Hayvanlardan tek farkımız bu bence. Hemen bir soru daha geliyor. “Bir şey mi oldu?” Ah anne ah. Bir şey olmadı. Olamadı zaten. Esas sorun da bu ya.

Yok diyorum. Yorgunum sadece. Anneme, sorusuna, düşüncesizliğine kızamıyorum. Kendime bile kızamıyorum. Üzgünüm sadece. Yorgun ve üzgünüm. Kendimi insanlara anlatmaktan, daha anlamadan peşin hüküm vermelerinden yorgunum. Şimdi bi de annemlere anlatamam olup biteni. Ona da anlatamadım. Ona bile kızamıyorum. Onun bir suçu yok. Bütün suç hissetmekte. Ne kadar fazla hissedersem, gözlerim o kadar çok mu kızarır acaba?

İflah olmaz bir romantiğim. Bunu ikinci defa açığa çıkarıyorum. İkinci defa gömüyorlar. İkinci defa gözlerim kızarıyor bir “his” yüzünden. O ve misafirler.

Bırakın insan hakları ve demokratik özgürlükleri. İnsanın ağlama özgürlüğü bile yok kendi terasında. Gözünü istediği gibi kızartma hakkı yok. Sevilme hakkı? O zaten hiç olmamış.

 

Categories: Seyir Defteri

Leave a Reply