Ahu Gözlerini Sevdiğim Dilber (15/52)

Ahu gözlerini sevdiğim dilber, Sana bir sözüm var diyemiyorum. Her türkünün elbet kendine has bir hikayesi var. Her türküde kendimizden bir parça buluyoruz elbet. Nitekim bu türkü bir başka benim için. Muharrem Ertaş’ın en sevdiğim parçası bu sanırım. Gerçi baba oğul ikisi de bambaşka şekilde çalıp bambaşka söylüyorlar. Sana bir sözüm var diyemiyorum. Kim bilir kaçımız içimizde tuttuk bu sözü. Kimselere de anlatamadık derdimizi, zaman geçti gitti. Nasıl bir kahırsa bu, sözler ‘Kırılsın kollarım duramıyorum (ya da saramıyorum)’ diyor. Destursuz [ … ]

Okumaya Devam

Uzun İnce Bir Yoldayım (14/52)

Bugünkü kayıt bana ait değil. Bir “öğrencime” ait. Hala hoca olarak çağırılmaya alışamamış, türkü söylemenin ne eğitimini almış ne de şimdiye kadar eğitimini vermiş olan ben, burada bir Fransız bayana türkü söyleme dersi veriyorum. Evet, ben türkü söyleme dersi veriyorum, hem de bir Fransıza. Marie-Claire Hanım ile her hafta 1-2 saat türkü söylemeye çalışıyoruz. Ben elimden geldiğince düzeltmeler yapıyorum. Genellikle bu düzeltmeler telaffuz ile, ya da nefes ile ilgili kısımlar oluyor. Ama ben de çok anladığımdan değil. Söyleyebileceğimiz tonu bulmaya [ … ]

Okumaya Devam

On Dört Bin Yıl Gezdim (13/52)

Bugünkü kaydım için “olmadı, beceremedim, çalamadım” gibi cümleler kurmayacağım, nitekim çalıp becerememiş olmak bile büyük bir şeref. Haydar Haydar denince iki türkü gelir akla. Birisi Nesimi’den, şöyle başlar  “Ben melamethırkasını”… şöyle devam eder “Kah çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi”. Benim çalacağım bu değil. Şimdi dinliyor olduğunuz (yukarıdaki mavi ok’a zaten tıkladığınızı varsayıyorum) parça, tam bir bağlama resitali (tabi benimki tam bir resital değil de, orjinali öyle). Bir enstrümandan bu kadar çok çeşitli ses bir arada nasıl çıkıyor, bazen çalarken bile kendi kendime [ … ]

Okumaya Devam

Bugün Ayın Işığı (12/52)

Aylar sonra bu türküyü bana hatırlatan bugün Fransızca hocam oldu. Bugün Ayın Işığı, yine Okan Murat Öztürk’ten dinlemeyi çok çok sevdiğim, yine başta benim açış yapmayı pek de beceremeden hızlıca türküye girdiğim bir türkü. Bağlamayı epeydir ihmal ettik evet. Çalmayı değil, aksine sürekli bağlama çalar oldum evde. Dertlenip yanık yanık, sevindirik olup Şeker Oğlan döktürüp, zaman zaman da yine değişik cover’lar (mesela Pirates of the Caribbean) deneyerek çalıp söylemelerimiz devam etti. Ama bir yıllık bu sayfanın 3. yılına gelmiş bulunmaktayım [ … ]

Okumaya Devam

Çay Başına Bostan Ektim Yayıldı

Son bir ay içerisinde müzik etkinliklerim tavan yaptı. Boş zamanlarında ne yapıyorsun derseniz, TEZ YAZMIYOR İSEM, ya konserdeyimdir, ya evde bağlama çalıyorumdur, ya bağlama veyahut ud kursundayımdır, bunların hiçbiri değil ise BHBT ile konser çalışması yapıyor olabilirim. Bi ay önce eniştemin gazıyla Engürülüler derneğinin halk müziği korusunu dinlemeye gittim. Öncelikle hafızama birkaç isim eklendi, repertuarıma hiç duymadığım bir kaç türkü eklemiş oldum. Koro da meraklılardan oluşan, aralarında müthiş sesler barındıran bir koro. Karacaoğlan temalı, inanılmaz bir konser izledim/dinledim. Aralarında bilmediğim [ … ]

Okumaya Devam

Cahildim Dünyanın Rengine Kandım (11/52)

Önce mp3’ümüz ile başlayalım: Cahildim Dünyanın Rengine Kandım Neşet Ertaş’tan bir türkü daha ekliyorum bu hafta. Aslında daha önce yapmaya pek cesaret edemediğim şeyleri yaptım bu türküde. Zaten dinleyince pek de olmamış, sanırım :S, göreceksiniz. Öncelikle ilk olarak “Abdal Düzeni” dediğimiz düzende çalıp söylüyorum. Nitekim hala çalmaya, düzgün çalmaya kastığımdan ortaya pek de istediğim gibi sesler çıkmıyor. Zaten söylemesi oldukça zor bir türkü. Mesela “Evelim sen oldun”  kısmını hiçbir kıtada düzgün söyleyemedim. Abdal düzeninde, ya da abdal akordunda, en alt [ … ]

Okumaya Devam

Zülüf Dökülmüş Yüze (10/52)

Epeydir buraya bir şey koyamadım. Bağlama çalmıyor değilim, aksine şu son iki aydır müthiş bir çalışma içerisindeydim. İlk konserimizi verdik. Konseri uzun uzun şu yazımda anlattım zaten, ama yazdığım sırada videoları izleme ve koyma fırsatı bulamamıştım. Uzun zamandır kaydetmek istediğim, son derece duygusal, sözleri müthiş anlamlı, hüzünlü bir türkü vardı. Konser için türkü seçmemizi istediklerinde ben de bunu seçmek istedim: Zülüf Dökülmüş Yüze. En sevdiğim türkülerden bi tanesi. E kritik yapacak olursak, şunları söyleyebilirim. İlk mikrofona söyleyişim olmasına rağmen fena [ … ]

Okumaya Devam

“Konserimize Hoşgeldiniz !” ve Alkışlar.

“Konserimize hoş geldiniz” Eray’ın sesi kulaklarımda çınladı bir anda. Yüzümüze vuran ışıklar, seyircilerin karanlıktaki tebessümleri. Arkadaşlarım, teyzelerim, ailem, Tübitak günlerimden takım liderim, Yavuz Hocam, Fazlı Hocam. Hatta bağlama hocam, Mehmet Semiz. Arkadaşlarım. Canım Arkadaşlarım. Hepsi karşımda oturuyorlar. Merakla, heyecanla bana bakıyorlar. Acaba nasıl söyleyecek diye. Evdeyken gözlerim açık, sazımın tellerine baka baka söylerim türkülerimi. Hep de düşünürdüm, insanlar acaba neden türkü söylerken gözlerini kapatır diye. Meğer bundanmış. Yavuz Hocanın memnun ifadesi, annemin nemlenmiş gözlerini görmeyeyim diyeymiş. Görünce insan anında dağılabiliyormuş. [ … ]

Okumaya Devam

İlk Konserim

Bekleriz dostlar… İki buçuk adet türkü söyleyeceğim. Zülüf Dökülmüş Yüze. Eskileri hatırlatan, hüzünlendiren bi türkü. Neşet Abimiz gibi olmasa da kendimizce deneyeceğiz bakalım. Sonunda sesimin çok pes kaldığını düşünüyorum, umarım bir aksilik olmaz. Çekemedim Akça Kızın Göçünü Söylemeyi en çok sevdiğim türkü. Sanırım sesime de en iyi giden türkülerden (aralık olarak). Yolver bana çubuk beli kısmın da boğazım düğünmleniyor bazı bazı. Aslında söylemek epey zor, fakat biz zoru severiz. Dut Ağacı Boyunca Bu türkünün de şu sıralar özel bir anlamı [ … ]

Okumaya Devam

Etek giymek

İlginç bir adam var televizyonda, yabancı olduğu aşikar. Nereli olduğu hakkında bir fikrim yoktu fakat bugün etek giydiğini görünce İskoç olabileceğine kanaat getirdim =) Bu sabah yine aynı programa denk geldim. Pazar sabahları nadiren erken kalkıyorum, ama kalktığım zaman ilk yaptığım şey Haber Türk’ü açmak ve bu programı izlemek oluyor. Etek demişken, konudan saparak ilginç tespitlerimi aktarayım. İlk insanları düşünürsek aslında hepimiz bir zamanlar etek giyiyorduk zannediyorum. Wikipedia’ya yaptığımız hızlı bir yolculuğa göre aslında evet hepimiz etek giyiyormuşuz. Özellikle Yunanlarla [ … ]

Okumaya Devam

Site Footer