Kimsin Sen Spiderman ?

Sanırım 20’li yaşların getirdiği koşuşturma hastalığına döner dönmez – bir 7 yıl kadar geç de olsa – ben de yakalandım. Döneli bir seneyi geçti, hatta tam da bu hafta geçti. Tarihi farkedince, hemencecik “yıl sonu muhasebesi” yapma işine girişti kafam. Sabah sabah serviste uyuklarken hem de. Elimde bir aydır bitiremediğim Tutunamayanlar’ın kalan son 100 sayfası, kafamda sakin geçen son üç günlük bayram tatili. Bir yıldır ben de her şeyi yapma, hem de bu “her şey“i aynı anda yapma gibi bir saçmalığa [ … ]

Okumaya Devam

Kimsin Sen Süpermen ?

Çok sevdiğim bir abim, geçenlerde, insanlarla iletişim “senin özel yeteneğin” dedi. Bir süredir bunun üzerine düşünnüyorum. Çok kısa bir zaman diliminde çalıştığım bir şirkette dahi epey güzel arkadaşlıklar edinmem, ayrılırken bir çok insanın yanısıra bir çok da anı biriktirmem bu “özel yeteneğin” bir neticesi. Fakat bence bunun daha derininde, samimi biri olmak yatıyor. Patronumla konuşurken, evde anneme takılırken, arkadaşlarımla kahve içerken ya da en basitinden ilgilendiğim birine ilgimi belli ederken bile bambaşka kimliklere bürünmüyorum ben. Hep ne isem oyum. Çekingenliğim bile en yakın [ … ]

Okumaya Devam

Kurbağa

İlk defa elime bir kurbağa almıştım. Teyzemlerin Gölbaşı civarlaında ufak bir tarlası, üzerine de yaptırdıkları tek göz bir oda vardı. İçinde bardak çanak masa gibi ıvır zıvır saklamak için. Hava güzel olduğu vakitler, bisikletleri arabanın arkasına yükler, Gölbaşı’na gider 3 aile hep birlikte mangal yapardık. Toprak yokuştan aşağı bisikletle inmek, sonra aşağıda bekçinin her ne kadar zincire bağlı olsa da köpeğinden kaçmak. Sonra kan ter içinde bisikleti tekrar o yokuştan ite ite çıkarmak dördümüzün de ortak noktalarındandı. Kimi zaman kaşif olur, etraftaki börtü [ … ]

Okumaya Devam

Uçmak

Gözlerimden uyku akıyordu. O kadar yorgundum ki o sabah, x-ray’den geçerken çıkardığım kemerimi bile tekrar takmayıp çantama attım. Oldum olası kemerlerin uçağa binerken ötmesine sinir olmuşumdur. Havalanlarında ötmeyen kemer çıkarsam piyasada tutunabilir mi acaba? Böyle şeyler bulan insanlar hayatta nereye gider kime başvurur ki ? 1 saatlik uçak yolculuğu bence çok kısa. Sırf bundan ötürü bazen Ankara-İstanbul arası daha uzun olsaymış diyorum. Çünkü insan uyuyamıyor =) Türk Hava Yolları’nın yemekleri, özellikle yurtdışı uçuşlarında daha da lezzetli. İlk yarım saat ya yemeği [ … ]

Okumaya Devam

Hayal

Kafamda öyle hayaller kuruyorum ki bazen, gerçekliğe uyandığımda ben bile şaşırıp kalıyorum. Kendimi kaptırıyorum, önümdeki her ne ise, yaşadığım gün nasıl bir gün olursa olsun, gerçekliğin içinde dahi kafamdaki gibi şekilleniyor her şey. Picasso’nun doğduğu ülkede, Picasso’nun bir sözü yankılanıyor kulaklarımda ‘Hayal edebildiğiniz her şey gerçektir’. Picasso aslında biraz eksik söylemiş. Ya da ben meseleyi kıçından anlamışım. ‘Hayal edebildiğiniz her şey; aslında hayal edebildiğiniz sürece, gerçektir’. Nitekim, gerçekliğe uyandığınız vakit, artık hayal, hayal olmaktan çıkıyor.  

İtalya Günlükleri II – La Vita Bella

Di Noi Tre adlı bir pubdayız. O gün yalnızlıktan, konuşacak – daha doğrusu ingilizce konuşacak – kimseyi bulamamaktan ötürü Kebapçı Murat Abi’ye gitmiştim. Her zamanki gibi Kürtlerin çektiği acılardan girdik, ‘Bu Atatürk bizi araplardan kurtarmiştir’ (kurtarmıştır değil) kısmından konuyu kapatırken eve dönüyordum ki, ev arkadaşım Davide mesaj attı. Çok kral çocuk, 19 yaşında ama kimi zamanlarda benden çok daha olgun olabiliyor. Hele ki pişirdiği yemekleri görseniz şaşarsınız. İtalyan olduğu için değil, çok İtalyan tanıdım ama böyle yemek yapan görmedim henüz. [ … ]

Okumaya Devam

İtalya Günlükleri I – Havaalanı

“2.8 kilo fazlanız var. 10 euro daha ödemeniz gerekiyor.” Kadın bu sözleri söyleyince neden gülümsediğimi bilmiyor elbet. Muhtemelen kafasından her seferinde aynı düşünceler geçiyor. Bu gençlerin hepsi aynı, birazdan tıkış tıkış hale gelmiş bavulunu kenara çekecek, elbette ki 10 euro filan ödeyeceği yok. Gerekirse üç kazağı üstüste giyecek, kitabını eline alacak – ki bu durumda el bagajının tek parça olduğunu hatırlatmam gerek – belki ayağındaki spor ayakkabıları botları ile değiştirmesi de gerekebilir. Yazık çocuğa, bir elinde bağlama, bir yandan aşağıda [ … ]

Okumaya Devam

Turn the Page

[gigya src=”http://grooveshark.com/songWidget.swf” type=”application/x-shockwave-flash” width=”250″ height=”40″ flashvars=”hostname=grooveshark.com&songID=32296577&style=metal&p=0″ allowScriptAccess=”always” wmode=”window”] Her liseli gibi benim de türkülere bulaşmadan önceleri bir ara metal dinlediğim dönem oldu. Hiçbir zaman öyle hardcore metalci olmadım. Bir ara çok punk dinledim, Offspring favorilerimdendi. Hala birçok şarkılarını ezbere bilirim. Metallica’nın ise en çok sevdiğim şarkısı Turn the Page idi. Şayet bu yazıyı okuyor iseniz, yukarıdaki şarkıyla birlikte okumanızı rica edeceğim. Yine bir gidiş hikayesi. Hayatımda son zamanlarda hızla kapanıp açılan sayfalara bir yenisini daha ekliyorum. Turn the page, bu [ … ]

Okumaya Devam

Kendime Mektup

www.futureme.org web sayfasi araciligiyla, 8 Subat 2012, Ankara, Gazimahallesi, Senin Yatagindayim. Fon muzigi : [gigya src=”http://grooveshark.com/songWidget.swf” type=”application/x-shockwave-flash” width=”250″ height=”40″ flashvars=”hostname=grooveshark.com&songID=26610754&style=metal&p=0″ allowScriptAccess=”always” wmode=”window”] Sevgili Saygın Yine oturmus kendi kendime mail atiyorum su anda. Neden, nasil, olacak mi olmayacak mi, seneye nerede olacagim gibi kaygilar icerisindeyim. Bu programa kabul alamazsam, cok buyuk hayal kirikligi yasayacagimin farkindayim. Su anda A,B,C,…Z planlarim, askerlik, Bilkent Master’im, isyerim, hepsi de buna bagli. Eger Erasmus olmazsa, bir X planim yok henuz. Dusunmedim, dusunmek de istemiyorum acikcasi. Eger kabul [ … ]

Okumaya Devam

Geri Dönüş

Yürüyüş yolunu uzatmışlar. Gazimahallesi yine aynı Gazimahallesi, fakat yürüyüş yolunu uzatmışlar. Belki saat sabahın 6’sıdır diye böyle diyorum, ama içten içe biliyorum ki öyle değil, zaten ben gelmeden önce Alperen de söylemişti. Yol her salı kurulan pazarın ortasından, zabıta ofisinin önünden başlayıp taa Cansuların eve kadar uzanıyor. Her geldiğimde ufak tefek şeyler değişiyor, ama genelde çoğu şey aynı. Mesela yolun sonundaki kırmızı Opel. Ya da bir kısmı silinmiş olan tren yolunun yanındaki duvar yazıları. Geçen hafta geldiğimde farketmemiştim bu kadarını. [ … ]

Okumaya Devam

Site Footer