Blog Posts

Neler Oluyor Hayatta

Evim, masam, mutfağım ve HAYATIM hiç olmadığı kadar dağınık şu sıralar. Hiç olmadığı kadar derken, hakikaten hiç olmadığı kadar. Koltuğumda biriken tişörtleri kazakları çorapları, masamdaki yıkanmamış bardakları, dolapta çürümüş elmaları, oturma odasındaki masanın üstünde her gün sayısı artan bozuk paraları, mektupları, kendime alıp da yollayamadığım kartpostalları, her gün exponential artan ToDo listimi gözden geçirdikçe ürküyorum. Her zaman yoğun olduğumu düşünürdüm, ama bu sefer extra yoğunum sanırım. Şu günler çoktan geride kalmış, hayat komple bir koşuşturma ile geçiyor. (Bu koşuşturmalara geçen [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri IX – Fransızca

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0009 05.12 Fransızca Bu garip dili seviyor muyum, sevmiyor muyum hala çok emin değilim. Evet ufaktan bir sempati duymuyor değilim. Ama her zaman yaptığım Finlandiya-Fransa-Türkiye kıyaslamalarımın, ve en büyük hayal kırıklıklarımın en büyük sebebi Fransızca burada. Öncelikle Bilkentte 7-8 hafta kurs almam, A1’i başarıyla bitirmem beklediğim kadar işe yaramadı onu söylemem gerek. Biraz, çok çok az konuşabiliyorum, anlayabiliyorum zannederken buraya gelince farkettim ki, aslında hiçbir şey bilmiyormuşum. İlk haftalarda bu yüzden müthiş zorlandım. Finlandiya’da iken, sağı [ … ]

Okumaya Devam

Yiğit’e

2. sınıfın hemen başlarıydı. Calculus 101-102 alanlar, Calculus 111-112 alanlar maalesef program yoğunluğundan dolayı birinci sınıfta hiç tanışamadılar. 4 senelik Bilkent maceramda, tek pişman olduğum bu adamı işte o birinci sınıfta tanımamış olmak oldu benim için. Ece sormuştu bana – Sizin bölümde benim bi arkadaşım var, topsakallı, adı Yiğit. – Aa basket oynadığım bi çocuk vardı, o heralde. Top sakallıydı. Epey de iyi oynuyodu. – Evet, çok iyi çocuktur. Tanışman lazım onunla. Geç tanıştığıma pişman olduğum tek adam. Nasıl böyle [ … ]

Okumaya Devam

On Dört Bin Yıl Gezdim (13/52)

Bugünkü kaydım için “olmadı, beceremedim, çalamadım” gibi cümleler kurmayacağım, nitekim çalıp becerememiş olmak bile büyük bir şeref. Haydar Haydar denince iki türkü gelir akla. Birisi Nesimi’den, şöyle başlar  “Ben melamethırkasını”… şöyle devam eder “Kah çıkarım gökyüzüne, seyrederim alemi”. Benim çalacağım bu değil. Şimdi dinliyor olduğunuz (yukarıdaki mavi ok’a zaten tıkladığınızı varsayıyorum) parça, tam bir bağlama resitali (tabi benimki tam bir resital değil de, orjinali öyle). Bir enstrümandan bu kadar çok çeşitli ses bir arada nasıl çıkıyor, bazen çalarken bile kendi kendime [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri VIII – Diploma

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0008 19.11 Diploma Bugün sizlere bir Fransız bürokrasisi örneği sunacağım. İlk haftalardaki bunalım hallerimin, evrak işlerinden şikayet etmemin bir sebebi var elbet. Sizlere Fransa’da bir üniversiteye kayıt olmak ne kadar saçma işlerle uğraştırıyor adamı, ondan bahsedeceğim. Buraya gelirken zaten adamların isteği üzerine Doğum Sertifikası adında bir belge getirdim gelirken. Bilkent’in orjinal İngilizce diploması var. Geçen sene benimle aynı programa, DMKM’e katılmış olan (Fakat Nantes-Barcelona ayağında gitmiş olan) Çiğdem’e sordum, diploma çevirisine filan gerek yok dedi. Ben [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri VII – Yürümek

– Kaptan’ın Seyir Defteri – – Kayıt 0007 – – 25.10 – – Yürümek – Evden çıkıyorum. Kapıdan çıktığım andaki her şey yeni benim için. Etrafımda keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca şey var. Dükkanlar, tabelalar, sokaklar, insanlar, binalar, nehirler… Evin yerini kafamda yer ederek rastgele sokaklara giriyorum. Her adımda işime yarayabilecek yeni bir yer çıkıyor karşıma. Dükkanlara girip çıkıyorum, hiçbir şey almıyorum şimdilik. Sonra, diyorum kendime. Önce hepsini gezmeliyim. Vakit yok. İkinci el kitapçı buluyorum, bir kitap 3 euro, ingilizce kitaplar da [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri VI – Oryantasyon (II)

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0006 03.10 Oryantasyon İnsanlar benim burada çılgınlar gibi eğlendiğimi zannediyorlar. Eh madem öyle o zaman o tarz günlerden birini anlatalım. Ama öncesinde oryantasyonu bitirelim. Bu Lyon olayından sonra yazılarım daha ilginçleşeek. Her günün, istisnasız her günüm şunu bloga yazmalıyım bunu anlatmalıyım diyerek geçiyor, ama hakikaten vaktim sınırlı. Zaten bu yazıları da genellikle son derece sıkıcı Software Methodologies dersinde yazıyorum =) Çarşamba akşamı sanırım Lyon’da geçirdiğim en eğlenceli en güzel akşamlardan birisiydi. Çarşamba öğleden sonra şehri gezmiştik, [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri V – Oryantasyon (I)

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0005 30.09 Oryantasyon Yazıları bir ay geriden yazıyorum, farkındayım. Aslında bunun epey de bir götürüsü var, bir çok hatıra çöpe gidiyor, unutuluyor. Ama yapacak bir şey yok. Hastayım, ve bu hafta inanılır gibi değil ama 35 saat dersim var. Hepsi de hardcore matematik içeren master dersleri. Neyse hikayemize dönelim. Bundan sonra her gün ufak tefek notlar alıp mümkün olduğunca daha sık yazmaya çalışacağım. Lyon’da sabah Grigory’nin 10’da başlayacak olan oryantasyon için 7:00’de duş almasıyla uyandım =) [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri IV – Lyon’da İlk Günler

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0004 23.09 Lyon’a Yolculuk Önceki melankolik yazılardan sonra, artık biraz neşelenmenin vakti geldi sanıyorum. Sizi önümüzdeki birkaç post boyunca tamamiyle uluslararası bir ortama sokup, farklılıklardan bahsedip, ara ara da iğrenç Fransız bürokrasisinden bahsedeceğim =) Başlıyoruz. Oryantasyon Lyon’da olacaktı. Olympic Lyon futbol takımından başka hakkında hiçbir şey bilmediğim bu şehre ilk kez gidiyordum elbet. 2 gün sonra tanışacağım Carlos burayı ‘Tam bir tipik Fransız kenti’ olarak tanımlayacaktı. Eşyalarımı hızlıca toparlayarak evden çıktım. Tren 7:53’teydi, ama bizim pimpirikli [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri III – Paris’te İki Gün

Kaptan’ın Seyir Defteri, Kayıt 0003 03 Eylül 2012 Two Days in Paris. Böyle bir film var, bilmiyorum izlediniz mi? Amerikalı bir adamın Fransız kız arkadaşı ve ailesiyle geçirdiği 2 günü anlatıyor. Benimki pek bununla alakalı değil tabi ki, ama ben de şimdi size ev sahibimle geçirdiğim Paris’teki ilk iki günümü anlatacağım. Ev sahibim beni otobüs durağından aldı. Taksi ile 5 dakika kadar, 7 euro’luk bir yol gittik. Sen ödeyeceksin ben ödeyeceğim kavgasını o kazandı. Eve girerken de yardımcı oldu. İlk [ … ]

Okumaya Devam

Site Footer