Feleğin Çemberi

Dün FELEĞİN çemberinden geçtim.   Yunanların Kronos, Arapların Dehr, Romalıların Satürn ve Türklerin Felek dedikleri bu gezegen, bir çoğumuzun antik Roma ismiyle anıp Satürn deyince gözünde canlandığı, çevresinde halkaları bulunan turuncumsu gezegen.   Satürn (diğer bir deyişle Felek) Güneş etrafında dönüşünü (1 Felek Yılını) 29.5 senede tamamlıyor. Bu anlamda da feleğin çemberinden (Güneş etrafındaki dönüşü) geçişi 29.5 yıla denk geliyor. Bir kişi hakkında ‘Feleğin çemberinden geçmiş’ dendiğinde bu kişi için genellikle 30 yaşına gelmiş, biraz görmüş geçirmiş demek istiyoruz. Otuz yaş [ … ]

Okumaya Devam

2016’dan 2017’ye (Motosiklet & Edebiyat)

Plan yapma açısından süper bir insanım. Müzik konusunda yapacaklarımı uzun vadede planlarım mesela. Bitmek bilmeyen kitabımı ne zamana bitireceğimi planlarım. Okuyacaklarımı, yazacaklarımı, çizeceklerimi, arayacaklarımı planlarım. Fakat iş pratiğe gelince biraz dağılıyorum. Önünüzdeki zamanı/dönemi planlamak ya da değerlendirmek için yeni yıla ihtiyacınız yok diyenler. Bence var. Elbette ki yeni yıl olmak zorunda değil ama dönüp baktığınız zaman ben bu zaman zarfında ne yaptım, nasıl bir yıl geçirdim, neleri yanlış yaptım, neleri – yine – çok süper yaptım diyeceğiniz bir nokta gerekiyor. [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri XVI – Paris Metroları

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0016 14.04 Paris Metroları Metro camından yansıyan görüntüme bakıyorum. Paris’teyim. Dünyanın en eski metrolarından birinde, Vagonun sonunda oturan evsiz bir adam. İdrar, pislik, çürümüşlük kokusu genellikle kendisinden önce yayılan, 10 metre öteden bile farkedilebilen bir insan. Zaten vagonun o kısmı boşalmış, insanlar ya benim geçen sefer yaptığım gibi bir sonraki istasyonda inip, bir başka vagona tekrar binmişler, ya da benim olduğum tarafa doğru yanaşmışlar. Paris gibi bir şehirle çelişen bir tezat daha. Elinde içki şişesi, kıyafetleri [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri XIII – Dipten Çıkış

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0013 28.02 Dipten Çıkış Çok şeyler oldu. Buraya yazıp yazmama konusunda kararsızım. (Çünkü yazacağım çok daha güzel bir yer buldum : kitap).Finaller bitti, projeler bitti, Türkiye’ye gittim geldim. Bu arada ilginç anekdotlar oldu tabi : – Champagne gezisinde, otobüste Noel şarkı yarışmasında Hayde Gidelum Hayde ile birinci oldum. 5:18’den sonra. Bir de üstüne kazandığım sıcak şarabı içerken, kimseye bu aslında Noel şarkısı değil diyemedim. Bizde Noel şarkısı yoktu ki ! Videosu için 5:20’den itibaren  : – [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri XIII – Finaller

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0013 14.01 Finaller Önce açılış müziğimizi verelim : Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar eksik hissetmiyor, bu kadar net bir şekilde başarısız olacağımın farkına varmıyordum. Saat 2:44, Paris maceramın ilk finaline 7 saatten biraz fazla bir süre kalmış. Son 2-3 haftadır dersimiz olmamasına rağmen, iki adet Logic ödevi, bir adet Database projesi, üstüne de Software Meth. Proje final raporu derken o 3 hafta su olup aktı resmen. Geçen hafta başladığım database slaytlarına çalışmayı, bütün notları anlayarak tekrar etmeyi [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri XI – Dersler

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0011 29.12 Dersler Biraz sıkıcı bir yazı olacak bu. Eğlenceli hale getirebilmek mümkün değil nitekim. Buraya geldiğimden beri en büyük derdim. Saç dökme nedenim, hayal kırıklığım oldu dersler. Bu kadar özel bir programda, bin kişiden seçtikleri 18 kişi için biraz daha özenli, biraz daha derli toplu, biraz daha tatminkar bi program olacağını hayal etmiştim gelmeden. Nitekim okul ile ilgili beklentilerim tam bir hayal kırıklığı oldu. Şimdi ‘Paris’te yaşıyorsun oooluum çok coool’ diyenlere acı gerçekler sunacağım. Nitekim [ … ]

Okumaya Devam

Paris Günlükleri X – Bisikletle Bir Sabah

Kaptan’ın Seyir Defteri Kayıt 0010 24.12 Velib Başlamadan Not: sondaki video tamamiyle kendi üretimim, müzikler hariç. (Orhan Baba sağolsun) Önceki gece sabaha karşı 4’te yatmış olmanın verdiği uykusuzlukla, yine telefonumun alarmını 5 dakika sonrasına erteliyorum. Hemen her sabah aynı geçiyor. Aslında önceki gece, sabah gerçekten de 8:30’da kalkıp duş alacağıma, sonra güzel keyifli bir kahvaltının yanına hazırladığım filtre kahve ile ayılacağıma, okula da neşe içinde gideceğime emin olarak yatıyorum. Belki, diyorum, omlet bile yaparım. Gelgelelim sabah öyle olmuyor o işler. [ … ]

Okumaya Devam

Dağıt Ki …

Bugün kardeşime kitaplıktaki romanlardan birkaçını önerirken, Amin Maalouf’un Semerkant kitabının arasından bir defter sayfası düştü. Akıp giden sulara sor istersen İşte yaşam İşte yaşamın yüzünde ölüm karası Öyleyse dağıt saçlarını göğsüme Dağıt ki Hep tatlı kanasın aşkın yarası Bizimkinin ağzından vaaaay, abii, (tabi bir yandan kaş göz işaretleri) dökülürken ben şaşakaldım. Ben çok beğenip birine mi yazdım bu dizeleri? Yoksa kitabı geri veren birisi mi koydu bilmiyorum. Yazı benim yazım değil çünkü. El yazısına yakın yazamam ben, daha düz daha [ … ]

Okumaya Devam

Mutluluğu Aramak

Hepimiz aslında Mutluluk’u aramak için çıkıyoruz yola. Tablonun başından sonuna dek. Önce ufak adımlarla ilerliyoruz, elimizi uzatsak tutacak kadar yakın oluyoruz Mutluluk’a. Bazen yetişiyoruz, aynı yolda yanyana ilerliyoruz. Çerçevenin sonuna gelsek arkasından dolanıyoruz elele. Mutluluk bize bakıp gülümsüyor. Bu yolda önce bizi biz yapan, Mutluluk ile eşdeğer kılan özellikler kazanıyoruz. Keyifleniyoruz. Yorulmuyoruz hiç. Güvendeyiz, kapkara bulutlar yok görünürde. Yol yemyeşil, alabildiğine ağaçlık. Kulağımızı gıdıklayan akşamüstü yeni çıkmış rüzgar, kuş seslerine karışıyor. Ağzımızdaki ıslık tek melodimiz. Ayak seslerimiz belirli bir ritm [ … ]

Okumaya Devam

Site Footer